19 Ekim 2014 Pazar

Sevenler ayrı kalmasa olmazmı ki?

Bazen öyle özlersinki, herşey erir gider... Ayakta duramaz acını bilenler, hissedenler ayrılık ne zor şeydir sevenlere...

Hasret ile ilgili sözler

Çok uzaktan sevince insan, anlarmış
harflerin değerini..
Özlemenin,yokluğun ve aşkın kıymetini.
Bizde fakirdik,,sevdik,,
Vuslatı sel, sevdayı yel aldı..
Hasret bize kaldı.
Ve bazen hayattır sevmek, Birini çok uzağındayken bile yüreğinde taşıyabilmek.
“Birini aklınızdan silebilirsiniz. Ama onu kalbinizden atmak başka bir hikayedir.“
Sen bakma bu kadar hüzünlü şeyler yazdığma,
ben çok gülerim…
Ve gülerken hiç kimse yalan olduğu anlayamaz..

Bilirmisin geceler ne kadar uzun gelir bekleyenlere
Hele o beklenenler vazgeçilmezlerdense..
Doğan güneşi bana doğsa, her mutluluk beni bulsa,
Bütün dünya benim olsa sensiz hayat yaşanmıyor
Sen bazen en zifiri karanlık gecemin güneşi,
Sen bazen yaşanacak hayatın cesaret verecek mutluluk yanı,
Sen bazen ve her zaman sevgimin tek nedeni…
Şu an hayatta olmamın çok güzel bir nedeni var,
Bu nedende yüreğimdeki sensin..
Belki dünya için önemli olmayabilirsin ama,
Biri için dünyalar kadar önemlisin.
Ben, seni, gözlerimi kapattığımda değil,
Gözlerimi açtığımda görmek isterim…

Önce kendini sevmek lazımmış...

Bazen hayat seni düşman eder herşeye
Bazen çok seversin ama kavuşamazsın
Bazende sevecek bir insan bile bulamazsın
Bazen sevsende sevilmezsin
Bazen öyle yalnız kalırsın ki...
Ama yinede seni bırakmayan tek şey var
Sen varsın ya kendin için yaşarsın
Yada sürekli kendi canını yakarsın,
Biz nedenmi gülemedik hiç?
Çünkü kendimiz için yaşamayı bilemedik...

                                                              BC & OC

Mesafeler engel değil yüreğimde hissetmeme

"Bazen Baharsın, Bazen Karakış"

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Güzel bir yazı olmuş paylaşayım dedim

Verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!



“Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum” demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.

Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe “verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!” demeye başladı.

Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım.

“Strese girenin imanından şüphe ederim!” başlıklı yazımı anlamayan ve/veya yanlış anlayan arkadaşlar umarım bu sefer beni doğru anlarlar.

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.

Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.

“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.

Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.

“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:

“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”

Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

“Henüz değil!”

“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”

Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”

“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.

“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”

“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.

Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”

Ona “Evet” dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”

“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.

Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.

Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.

Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.

Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”



Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!

Bana zarar vereceğini düşündüm.

Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.

Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.

Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

Teşekkür ederim.”


Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…

Sait ÇAMLICA

21 Haziran 2014 Cumartesi

Oyun

İnsanlar kandırırlar... sakın kendini kullandırtma kendinde ol her daim
Zayıf olduğunu hissettirme harcanır gidersin alçakların elinde,oynarlar seninle...
Zalimler öldürürken acımazlar...

Hayat

Sanki küfür etsem herşey düzelecekmiş gibi,
Kimseye hak ettiğinden fazla değer vermeyin
3 kuruşluk insanlara 10 kuruş değer verirsen
Bunu kaldıramaz...
Seni üzmek için herşeyi yapıyor zaten hayat,
Birde sen daha fazla üzme kendini
Herkese hakettiğini ver ve yalnızca kendin için üzül,
Kendimizi hiçe sayıp başkaları için ağladığımızdan kaybetmedik mi hep?
Kendimizden çok başkalarına değer verdiğimiz için değil mi?
Değişmiş gibi gösterip arkamdan iş çeviren insanlar...
Kahpeliğin ne olduğunu çok iyi öğrettiniz, teşekkürler...
Kime inansan sırtından bıçaklamıyor mu?
Bir yaradana, birde annene inanman gerekiyormuş bu hayatta...

18 Haziran 2014 Çarşamba

Son Satırlar

Yalanlarla kazanmaya çalışmak yerine,
Doğrularla kaybetmek lazımdı oysa bir insanı,
Kandırmadan, incitmeden, soldurmadan...
Yalanlarla dolu bir aşktı bizimkisi,
Mutluluk yeni bir felakete yelken açıyordu sanki,
Çok pahalıydı mutluluk, darbeler ise sert
Dönemezdin arkanı, gelirdi bir anda sessizce
Her darbe dahada kanatırdı yaranı
Yinede inanmak, kanamak isterdin,
Kaç kez aldanırdı ki ? Kaç kez affederdi aşk ?
Artık sırtında yer kalmadıysa acılara...
Gözlerine baka baka, söker alır ciğerini
Utanmadan, sıkılmadan...
Son kez aldanırsın ve anlarsın;
Sararmış yapraklar,solan çiçekler ise ağlamakta ,
İşte yine sonbahar,
Ve usulca fısıldar hayaller
Gitme vakti...

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Bu şehir..

Adam gibi sevmelerin yasaklandığı bir şehirde nekadar aşıksan okadar acı çekersin.

15 Şubat 2014 Cumartesi

Bu Gün Yine Sensizim

Sesin kulaklarımda,
Kokun burnumda
Hayalin gözlerimde
Dalıyorum uzaklara
Özlemin ciğerimde
Bu gün yine yanarım
Bu gün yine sessiz
Bu gün yine nefessiz
Bu gün yine sensizim...

2 Şubat 2014 Pazar

Bazen

Bazen yapabileceğin hiçbir şey yoktur, yalnızca gözlerini kapatıp dua edersin.

27 Ocak 2014 Pazartesi

Sen

Kahve tadındaydın uyutmazdın,
Tek aşkımdın bırakmazdım,
Sen uyurken rüyalarında,
Ben âşk sarhoşu düşünüyorum hala seni.


Kaybolmak

Tam hayata küsmüşken,
Seni buldum uçtum ben,
Dünyaya döndüm, herşey güzel derken,
Gözlerinde kayboldum dudaklarını  yerken

21 Ocak 2014 Salı

Enkaz

Tam herşey düzeliyor derken, (bunu dememen lazım dersen hemen ya kötü bir haber alırsın, ya hasta olursun ya sevdiğin birine birşey olur vs.) herşey güzel gidiyormuş gibi görünürken bir anda öğrendiğim bir gerçekle yine yıkıldım.Tekerrür eden olaylardan anladımki hayatta kimseye fazla güvenip, inanmamak gerekiyor.İnsan sonuçta!